• Dekorasyon
  • Sanat
  • Kültür
  • Libas
  • Gastronomi
  • Seyahat
  • Mana
  • Hakkımızda
  • İletişim
No Result
View All Result
Ruhizar
  • Dekorasyon
  • Sanat
  • Kültür
  • Libas
  • Gastronomi
  • Seyahat
  • Mana
  • Hakkımızda
  • İletişim
No Result
View All Result
Ruhizar
No Result
View All Result

Akıl Sınırında İdrak: Bahtiyar Vahapzade 

in Edebiyat
Share on FacebookShare on Twitter

İnsanoğlunun en büyük trajedisi, kavrayamadığı her şeyi reddetmeye, sığdıramadığı her büyüklüğü kendi dar parantezine sıkıştırmaya çalışmasıdır. Ancak parmaklarının ucuyla dokunduğu şeylere “var” der; gözünün gördüğü, aklının ölçtüğü şeyleri “hakikat” sanır. Doğu bu kibre “idraksizlik” dedi; Batı ise “pozitivist körlük”. Oysa sınırlı bir et parçasından ibaret olan insan gözü ve aklı; kâinatı, zamanı ve o “sonsuz mimarı” kendi kabına nasıl sığdırabilir ki? Testi, denizi muhafaza edebilir mi?

Bahtiyar Vahapzade, Türk dünyasının sadece coşkulu bir hürriyet şairi değil; aynı zamanda varlığı, inancı ve insan zihninin sınırlarını en duru Türkçeyle sorgulayan büyük bir fikir adamıdır. O, “Allah” şiirinde mantık ile iman, görmek ile idrak etmek arasındaki o devasa uçurumu ne bir kuru kelamcı gibi ne de ucuza kaçan bir vaiz gibi işler. O, doğrudan doğruya modern insanın mantığına seslenir ve kibrini yüzüne çarpar.

“Sonsuz” Kütlesi ve Görmenin Çaresizliği

“Allah?”şiiri, pozitivizmin ve sığ mantığın o ezeli sorusunu yıkıp geçer: 

  • Görme Arzusu ve Sınır: Şair, Yaratan’ı görmek isteyen zihne şunu fısıldar: Bir şeyi “görmek”, onu bir sınır içine almak, ona bir biçim biçmektir. Bir mekâna, bir şekle ve bir zamana sığan şey ise artık ilahi olamaz.
  • Varlığa Sığmamak: Allah, yarattığı hiçbir “varlık” kabına sığmayacak kadar sonsuzdur. İnsan, kendi icat ettiği metreyle sonsuzluğu ölçmeye çalışan çaresiz bir terzi gibidir.

Vahapzade, bu şiirde inancı kör bir itaat olarak sunmaz. Aksine, aklı kendi sınırına kadar götürür ve ona der ki: “Senin bittiğin yer, hakikatin başladığı yerdir.”

İnsanın Kendi İcat Ettiği Putlara Taptığı Çağda Vahapzade’yi Duymak

Bahtiyar Vahapzade bize öğretir ki; gözün gördüğü her şey geçicidir, asıl hakikat o gözün arkasındaki bilinci ve kâinatı ayakta tutan gizli mimaridedir. İnsan, görünmeyene inanacak kadar derinleştiği zaman gerçekten “insan” olur.

Onun Azerbaycan Türkçesiyle harmanlanmış o duru üslubu, materyalizmin ve ateizmin sığ itirazlarına indirilmiş en edebi, en mantıklı neşterlerden biridir. Şair, inancı bir mantık zaferi olarak önümüze koyar.

Laboratuvar Çağında “Görünmeyeni” İdrak Etmek

Bugün, tarihin belki de her şeyi ölçmek, tartmak, ekrana sığdırmak ve mikroskop altına koymak isteyen en maddeci çağındayız. Görmediğimiz, dokunmadığımız ve algoritmalarla kanıtlayamadığımız hiçbir şeye inanmak istemiyoruz. Modern insan, zihninin sığmadığı her şeyi yok sayarak kendi kibrinde boğuluyor.

İşte Bahtiyar Vahapzade’nin bu arındırıcı dizeleri, maddeyi merkeze koyan modern insana vurulan arındırıcı bir tokattır. Bize dönüp sorar:

Sonsuz olanı kendi dar aklına ve iki gramlık gözüne sığdırmaya çalışmaktan ne zaman vazgeçeceksin? Gözünle göremediğin rüzgârı, sevgiyi ve aklı kabullenirken; varlığı yaratan o “Sonsuz Güç” karşında ne zaman diz çökeceksin?

Ruhizar okuru için Bahtiyar Vahapzade; sığ materyalizmin tuzaklarına düşmeden, aklı imanın eşiğinde edeple durduran zamansız ve bilge bir rehberdir.

Previous Post

Hız Çağında Duraklamak: Toprakla Bağımızı Yeniden Kuran ‘Yavaş Yemek’ Kültürü

Next Post

Zamanın Durakları: İpek Yolu’nun Gölgesinde Kervanların İzinde

Related Posts

No Content Available

© Copyright 2025 Ruhizar

No Result
View All Result
  • Dekorasyon
  • Sanat
  • Kültür
  • Libas
  • Gastronomi
  • Seyahat
  • Mana
  • Hakkımızda
  • İletişim